Makaleler
Nevzat Ecza Deposu Antalya Şube Müdürü Sn. Mustafa YÖNDEN ile söyleşi


  1. Kendinizden ve şubenizden kısaca bahseder misiniz?

1966 yılında Ünye’de doğdum. Evli ve iki çocuk babasıyım. 1985 yılında liseyi bitirdiğim yaz bir ecza deposunda çalışmaya başladım; başlayış o başlayış, malumunuz halen bir ecza deposunda çalışıyorum. Nevzat Grubu’nda ise 2005 yılının Ağustos ayında göreve başladım. 01 Ocak 2006’dan beri de Antalya Nevzat Ecza Deposu’nun şube müdürü olarak görev yapmaktayım.

1962 yılında çok az sayıda personeli ve bir tek dağıtım aracı ile yola çıkan Nevzat Ecza Deposu, eczacılarımızın, ilaç firmalarının desteği ve personelimizin özverili çalışmalarıyla bugün, 1000 çalışanı ve 400 dağıtım aracı ile Türkiye genelinde hizmet vermektedir. Bu yolda istikrarla ilerlerken bizlere, şirketimizin Onursal Başkanı Sayın Nevzat Karpuzcu ve Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Emin Karpuzcu’nun ileriyi gören yenilikçi yaklaşımları önderlik etmiştir.

Antalya Nevzat Ecza Deposu ise, ilk olarak 1990 yılında irtibat bürosu olarak açılmış, 05 Şubat 1998’de ise şube haline gelmiştir. Şirketin ilk şubesi olma özelliğini de taşımaktadır. Zaman içerisinde şubemizde elde ettiğimiz başarı grafiği, diğer bölge depolarını açma konusunda bize yol göstermiştir. Bu yolda ve süreçte emeği geçen tüm yönetici ve arkadaşlarımıza da yeri gelmişken, bugünlere gelmemizde sağladıkları katkı için teşekkür ediyorum.

  1. Şubenizin hedefleri nelerdir?

Nevzat Grubu üç temel prensip üzerine hizmet vermektedir, bunlar: Dürüstlük, güvenilirlik ve ilkeli olmak.
Antalya şubemiz de elbette, bu prensipler üzerinden hareketle, eczacılarımıza hizmet vermektedir.

Şubemizin hedeflerine gelince; doğrusunu isterseniz hedeflerimizin sonu yoktur. Bir hedef belirlediğinizde, ulaşacağınız hedefin son nokta olarak algılanması durumu da vardır ve oraya vardığınızda bu bana yeter diyebilirsiniz. . “Bu dünyada sadece iki çeşit felaket vardır” demiş  Oscar Wilde “Biri amacına ulaşamamak, diğeri ise ulaşmak.” Wilde’ın dediği gibi koyduğunuz hedefe ulaşmak bir felaket de olabilir. Siz vardığınız hedefte kaldığınız müddetçe, içinde bulunduğunuz rekabet ortamında hedefleri sizden daha ileride olanlar sizi geçebilir. Sonuç olarak, gidebildiğimiz yere kadar gitmek için yola çıktık diyebiliriz.  Bizim için önemli olan, ilkelerimizden sapmadan, atılmış olan sağlam temelin üzerine atacağımız katlardır. Bunun için de, ekip olarak yenilikçi bir anlayış içerisinde bakış açımızı geniş tutarak, iş yaşamımızı sürekli bir eğitimle desteklememiz gerek.

  1. Şubenizin bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizim işimizde, elbette geçmişte neler yaptığınız önemlidir; fakat daha çok bugün ne yaptığınız ve yarın için hazırladığınız planlar önem taşır. Biz de Antalya Nevzat Ecza Deposu olarak, Yönetim Kurulu Başkanımız Emin Bey’in de büyük desteğini alarak, bölgemizde dengeleri sağlayan, tekelleşmeyi önleyen ilkelerimizden şaşmadan hizmet vermekteyiz.   Personel sayımız şu an için 124 ve personel sirkülasyonu ise yok denecek kadar azdır. Bu da çalışanlarımızın memnuniyeti ve istikrarına işaret etmektedir.

  1. Meslek yaşamınız boyunca karşılaştığınız ilginç bir olayı anlatır mısınız?

Böyle bir meslek içerisindeyseniz pek çok ilginç olayla karşılaşıyorsunuz elbette. Ama benim için ilginç, bir o kadar da güzel olan bir anımdan bahsedeyim. Bu işe ilk başladığım ecza deposunda yaklaşık 15 yıl görev yaptıktan sonra, şirket kapatma kararı aldı. Kapatma kararının üzerinden çok geçmeden, Türkiye genelinde hizmet veren iki dağıtım kanalı birer saat arayla iş teklifinde bulunmuşlardı. Birinin teklifini kabul ettiğimde kendimi amatör ligden, profesyonel lige geçen bir futbolcu gibi hissetmiştim. Çalıştığım ecza deposunun kapanması kararı, elbette üzücü idi, fakat kendimle ilgili ne kadar yol aldığımı da fark etmemi sağlayan bir durumdu.

  1. Size göre ecza depolarıyla firmalar arasındaki ilişki nasıl olmalı ve ilaç şirketlerinden beklentileriniz nelerdir?

Bizim işimizin temeli insan ilişkileri üzerine atılmıştır ve güvene dayanır. Eğer güveni sağlarsanız, karşılıklı her iki taraf da kazanır. İlaç firmaları, dağıtım kanalları ve eczane kırılmaz bir zincirin halkalarıdır. Dağıtım kanalları diğer iki halkayı birbirine bağlayan önemli bir halkadır. Finans anlamında ilaç firmalarının da eczanenin de muhatabı biziz, bu bağlantıyı kurarak bir köprü vazifesi görürken, aynı zamanda eczanelerin finans riskini de üstleniyoruz. Eczacımızın kazancı, bizim kazancımıza, bizim kazancımız ilaç firmasının kazancına dönüşür.
Bunların yanı sıra, finans anlamında güçlü ama ilaç dağıtım payı olarak istenilen duruma gelememiş depolara da firmalar her zaman desteğini sürdürmelidir. Aksi takdirde, tekelleşme olur.  Bu durumda da çift taraflı kazanç, tek taraflı bir kazanca dönüşür.

  1. AZ-Deportal hakkında neler düşünüyorsunuz?

AstraZeneca firmasının sosyal sorumlulukla oluşturduğu bu portalın, sektörümüz için önemli bir ilk adım olduğunu düşünüyorum. Çalıştığımız sektöre ve bu sektörde çalışanlara verilen değeri göstermektedir. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Oluşturulan bu portal da bilginin çoğalmasını sağlarken, sektör çalışanları arasında iletişimin güçlenmesine de hizmet edecektir. Yeni nesil çalışanların tarzını, daha çok iletişim, bu iletişimle gelen işbirliği ve birlikte öğrenme olarak ifade edebiliriz. Bunu da sürekli gelişen teknolojiden faydalanarak yapıyorlar. Bu nedenle AZ-Deportal günümüz için önemli bir oluşumdur.

  1. İşinizi yaparken ne gibi sıkıntılarla karşılaşıyorsunuz?

Bunu sıkıntı olarak değil de sorun olarak ifade edelim. Bu şekilde baktığımızda da, sorunlar elbette olacak, biz yöneticilerin görevi de daha çok burada başlıyor zaten. İşimiz; karşılaştığımız sorunları çözmek, aşmak, diyebiliriz. Karşılaştığınız sorunlara nasıl baktığınız önemli aslında, her çözdüğünüz ve aştığınız meseleyi bir tecrübe olarak geçmiş portföyünüze kattığınızda zamanla daha güçlü ve başarılı olmanız da kaçınılmaz olacaktır.

  1. Ecza depolarının halk sağlığı üzerindeki rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle halk sağlığı ile ilgili olmanız çok ciddi bir sorumluluk. Söz konusu insan sağlığı olunca, dikkatsizlik, sorumsuzluk, ilgisizlik gibi kelimeleri lügatinizden çıkarmanız gerek. Ülkemizin yeni yapılanma döneminde, özellikle Amerika ve AB standartları doğrultusunda sağlık alanında yaptığı reformlarla birlikte gelen yeni uygulamaları yürekten destekliyoruz. Biz de, bu uygulamalar doğrultusunda ilacın saklanmasından, hastaya ulaşmasına kadar eczacımızla işbirliği içerisinde çalışmaktayız.

  1. Geçmişte mesleki anlamda yaşadığınız sıkıntılar oldu mu?

27 yıllık iş hayatımda, her dönemin kendine has sıkıntıları olmuştur. Ama biraz evvel de söylediğim gibi bunları sıkıntı olarak değil de, aşılması gereken, aşıldığında da bizi daha da güçlendiren sorunlar olarak görüyorum. Uçurtmayı uçuran da rüzgar değil de, uçurtmanın rüzgara karşı gösterdiği direnç değil midir?

  1. Türk ilaç sektörünün bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk ilaç sektörü 7 yıldır sürekli bir değişim içerisinde. Aslında, bu süreç SSK reçetelerinin serbest eczaneler tarafından karşılanması ile başladı. En büyük alıcı devlet olduğu için, devlet bütçesinin göz önünde tutulduğu yaptırımlarla karşılaşıyoruz. İş böyle olunca, ilaç firmaları, dağıtım kanalları ve eczanelerin karlılık oranında gözlenen sürekli bir düşüş başlamıştır. Bu olumsuzluğun yanında, kurum ödemelerinde son beş yılda yapılan iyileştirme sektörümüz açısından çok olumlu bir ivmedir. Bütün bunların meydana geldiği bir ortamda, bize düşen işimize sahip çıkmaktır. Değişen koşullara göre; personel eğitimi, satış politikası ve finans dengesinin ayarlanması oldukça önemlidir.
İlaç piyasasında görülen bir başka sorun da, her geçen gün yükselen maliyetin yanında ilaç satış fiyatlarının düşmesiyle, firma, dağıtım kanalı ve eczane cirolarının düşmesi, buna karşın Türkiye ilaç pazarının hızlı bir şekilde büyümesi ile ortaya çıkan dengesiz durumdur. Piyasada görülen bu istikrarsızlık sonucu, ilaç pazarı her ne kadar büyümüş gibi görünse de, ilaç firmalarında, ecza depolarında ve eczanelerde, olası bir krize karşı alınan ekonomik tedbir sonucu ortaya çıkan ilk uygulama –ne yazık ki- personel sayısının azaltılmasıdır. Pek hoş olmayan, fakat maalesef kaçınılmaz olan bu durum, zamanla kalifiye personelin sektörümüzden uzaklaşmasına yol açmıştır. İlaç firmaları bizim piyasamızda lokomotif unsurdur. İlaç firmalarının bu etkin rolü ve aralarındaki rekabetten dolayı suni bir pazar yaratılmaktadır. Bu da ilaç piyasasında istikrarsızlıkla birlikte bir sıkıntı doğurmaktadır.  Görülüyor ki,  sektörümüzde taşlar hala yerine oturmamıştır. AB ülkelerine kıyasla ilaç pazarının hızla büyüdüğü ülkemizde, devletin uygulamaya koyacağı yaptırımlar mutlaka olacaktır. Umarım daha çok olumlu yaptırımlarla karşılaşırız.

  1. Geçen yıl şubenizde verdiğimiz “Telefon Sihirbazları Eğitimi” hakkında neler söylemek istersiniz?

25 personelimiz bu eğitime katılmıştı. Oldukça güzel ve faydalı bir eğitimdi. Böyle bir eğitimin belli aralıklarla verilmesi gerektiğine inanıyor, devamını diliyorum.

  1. Ecza Depoculuğunun geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Her şeyin başı sağlık demez miyiz? Öyleyse sağlık ve ilaç önemli olduğu sürece bu çemberin içinde oluşan sektör ve bireyler olacaktır. Ama bu çember daralacak mıdır? Bana göre daralacaktır.
Depoculuk ise daha farklı bir boyut kazanacak. Depoculuk lojistik destek dışında eczacının her açıdan danışmanlığını yapmak ve sosyal yasamın içinde olup son tüketici olan hastaya ilacın ulaşmasında gelişen teknolojiyi kullanıp daha sağlıklı, bilinçli, eğitimli olmak zorundadır.
Eğer bir işi yapıyorsanız, meslek olarak da bizzat kendiniz de o işin içinde olmalısınız. Onursal Başkanı ve Yönetim Kurulu Başkanının eczacı olmasından dolayı eczacılık mesleğinin kutsallığının bilincinde olan Nevzat Ecza Deposu, dürüstlük, güvenirlilik ve ilkeli olmak anlayışıyla hizmet vermeye devam edecektir.

13.Hobileriniz Nedir?

Benden akıllı ve iş tecrübesi yüksek kişilerle tanışmayı ve sohbet etmeyi çok severim. Ayrıca masa tenisi oynamayı, futbolu seven biri olarak maç seyretmeyi, halk ve caz müziği dinlemeyi severim.

14.Şubenizde hangi aralıklarla toplantı yapıyorsunuz ve sizce ideal toplantı nasıl olmalıdır?

Her ay iki ana toplantı yapılır. Her ayın ilk haftasında bir önceki ayın değerlendirmesi yapılıp içinde bulunduğumuz ayın plan programları tartışılır, yeni stratejiler belirlenir.
Bunun dışında her sabah 15 dk. bölüm müdürleriyle sohbet ortamında günlük plan hazırlanır. Şubemizde tüm kısım amirleri birbirleriyle yakın diyalog halinde olduklarından gerek görüldükçe spontane toplantılar yapılıp bilgi paylaşımı olabilir.
Toplantı olsun diye toplantı yapılmaz. Toplantıda kesinlikle zaman yönetimi ve ön hazırlık çok önemlidir. Toplantı eğitici olmalıdır; aynı zamanda tartışma ortamı yaratılmalı ve yeri geldiğinde gülmeye açık olmalıdır. Ayrıca tartışmalarda katılım yüksek olup herkes düşüncesini söyleyip, eleştiri yapıp, eleştiriye de açık olmalıdır.