Makaleler
İstanbul Hedef Ecza Deposu Şube Müdürü Sn.Tekin Cankatar ile Söyleşi...


Kendinizden ve şubenizden kısaca bahseder misiniz?

1970 yılında Siirt’te doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Van’da bitirdikten sonra 1988-1992 yılları arasında okuduğum Yıldız Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nden, Jeofizik Mühendisi olarak mezun oldum.

Mezuniyetim sonrası bir yıl İstanbul’da öğretmen olarak çalıştım ve sonrasında sigortacılık ve tekstil sektörlerinde deneyimlerim oldu. 2004 yılında, Hedef ailesinin bir üyesi olarak Marmara Es Ecza Deposu’nda Bölge Satış Müdürü olarak çalışmaya başladım. 2006 yılında, İstanbul Es Ecza Deposu’na Şube Müdürü olarak atandım. Tek markaya geçişle birlikte İstanbul Hedef’e Şube Müdürü olarak atanmış oldum. Evliyim ve iki erkek çocuğa sahibim.

İstanbul Hedef, 05 Nisan 1993 tarihinde Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Ethem SANCAK tarafından kurularak depoculuk hayatına başladı. İstanbul Hedef, Grubumuzun Hedef adı altında o dönemde ülkenin diğer bölgelerinde açılan depolara öncülük ederek, depoculuk hizmet anlayışının bu boyutlara ulaşmasına büyük katkıda bulundu.

İstanbul Hedef, bu özelliğinden dolayı Grubumuz içerisinde “amiral gemi” unvanını almış ve liderimiz Sayın Ethem SANCAK’tan devralınan bu miras, tedearikçisinden ve eczacısından güç alarak  ilaç sektöründe ilaç depoculuğu alanında en önemli yerini almıştır.

Şubenizin hedefleri nelerdir?

Şubemizin hedefi tabii ki, Hedef Alliance’ın kurucularının iş felsefesi olarak önümüze koydukları temeli “güven” olan üç ana ilkeyi en sağlıklı bir şekilde hayata geçirmektir.

Nedir bu üç ilke?  “Tedarikçiye güven”, “Müşteriye güven” ve “Çalışana güven”...

Biz tüm insan ilişkilerinin temelinde güven olgusunun yatması gerektiğine inanırız. İş yapış tarzımızı ve yaşam kriterlerimizi şekillendirirken her zaman  güveni ön planda tutmaya çalışırız. Bunun, tedarikçilerimizle ve eczacılarımızla ilişkilerimizin istikrarında öncelikli bir yeri vardır. İlişkilerde süreklilik varsa, o ilişkinin sağlıklı olduğundan bahsedebilirsiniz.

Bizler İstanbul Hedef ekibi olarak, ticari karlılığın da, işletmelerin geleceğe kalmasının da sırrının bu olgularda yattığını kabul eder, iyi ve sağlıklı bir ekip çalışmasına özen göstererek şirketimizi yönetiriz.

Şubenizin bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şubemizin şu anki durumunu aslında yukarıdaki ifadelerimle özet bir şekilde anlatmış oldum. İyi bir ekip olduğumuzu düşünüyorum. Tüm çalışanlarımız, ciddi özveri, emek ve yüksek sahiplenme duygusu ile çalışır. Bu anlayış bizi hem iç işleyimizde hem de rekabete karşı her zaman sağlıklı ve dirençli tutar. Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Ethem SANCAK’ın ilk genel müdürlüğünü yapmış olduğu depo olması nedeniyle bizler açısından manevi değeri çok yüksek ve benim açımdan da oturduğum koltuğun  yükünün hiç hafif olmadığını söyleyebilirim.

Mirası en iyi şekilde yönetmenin ve gelecekte en iyi şekilde teslim etme bilincinin ağırlığı ve sorumluluğu ile hareket etmekteyiz. Bu mirası yönetmenin gururu da, ayrıca benim ve 126 çalışanım açısından  bir iki kelime ile anlatılacak bir durum değil .

Size göre ecza depolarıyla firmalar arasındaki ilişki nasıl olmalı ve ilaç şirketlerinden beklentileriniz nelerdir?

Bence ecza depoları ile ilaç firmaları arasındaki ilişki en başta “güven, süreklilik ve kazan – kazan’’ ilişkisine dayanmalıdır. Aslında bu sadece ilaç depoları ve ilaç firmaları arasında olması gereken ilişki boyutu değil, tüm yaşamımızın her noktasında uygulamamız gereken bir yaşam tarzı olmalı. Bu tarz ilişki boyutu, her iki taraf için de pozitif sonuçlar ortaya çıkararak sağlıklı bir yapıyı inşa eder. İlaç firmalarından beklentilerime gelince, biz velinimetimiz olan eczacılarımızın çıkarlarını korumak ve yapılarının üzerine bir tuğla daha koymak için yoğun çaba ve emek sarfeder, eczacımızın karlılığını ve işletmesinin geleceğini de ciddi boyutta önemseriz.

Tedarikçilerimiz olan ilaç firmalarından beklentimiz, onların da bu yaklaşımda olmalarıdır. İlaç firmalarının her anlamda desteğini görmek ve hissetmek emin olun bizi ve tüm sektör bileşenlerini geleceğe çok daha sağlıklı bir şekilde taşıyacaktır.   

AZ - Deportal hakkında neler düşünüyorsunuz?

AZ-Deportal bence çok iyi bir fikir. Artık dünyada bir çok bilgiye internet üzerinden çok rahat bir şekilde ulaşbiliyorsunuz. AstraZeneca’nın insana verdiği değeri ve sosyal sorumluluk projelerindeki katkısı takdir edilecek bir durum. “İlk yardıma ilk adım’’ Projesi ile aldığınız ödülün çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bu ödül sağlığa ve eğitime ne kadar önem verdiğinizin de bir göstergesidir diye düşünüyorum. Ar-Ge çalışmalarındaki katkılarınızın dünya çapındaki boyutu, gerçekten insanlığın sağlığı ve geleceği için çok anlamlı.

Bu konulardaki örgütlenme yapınızın ve ürettiğiniz iyi şeylerin daha detaylı bir şekilde dünya kamuoyuna sunulması ve örnek alınması gerektiği düşüncesindeyim. Bu anlamda bu portalın geniş kapsamlı düşünülmesinin sektörümüze de faydasının  olacağı kanısındayım.

İşinizi yaparken ne gibi sıkıntılarla karşılaşıyorsunuz?

İşimizi yaparken bazı sıkıntılarımız olmuyor değil. SGK’nın reçete sistemi olan Medula’nın yoğunluktan dolayı zaman zaman işlemiyor olması, fiyat düşüşleri, değişen mevzuatlar, tevziye düşen veya yoka düşen ürünler vs. başta eczacılarımızın yaşadığı sıkıntılar ve tabii ki bu sıkıntılar bize de yansıyor. Bizler işimizi yaparken iş süreçlerimizi aksatan durumlar bunlar. Aslında eczacılarımızın veya tedarikçilerimizin sıkıntıları bizim de sıkıntımız. Sektörün paydaşları olarak birini diğerinden ayırmanız mümkün değil.

Ecza depolarının halk sağlığı üzerindeki rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hedef Alliance'ın en önemli amaçlarından biri "insan sağlığına ve güzelliğine değer katmak''tır. İnsan var olduğu sürece hastalıklar ve hastalıkların tedavisi için ilaç her zaman gerekli olacaktır. Biz depoların bu kutsal görevdeki amacı, insanlığın sağlığına ve güzelliğine artı değer katarak bir sonraki nesillere daha sağlıklı kalmalarını sağlamaktır.

Depolar ilacın zamanında ve istenen kalitede hastanın eline ulaşmasında, ilacın güvenilir ortamda saklanmasında, eczacı ile işbirliği temelinde kutsal görevine gelecekte de teknik boyutu bir adım öteye taşınmış şekilde devam edecektir. Yani ilaç depoculuğu bu anlamda gelecekte de önemli bir meslek ve görev olarak yerini her zaman koruyacaktır.

Geçmişte mesleki anlamda yaşadığınız sıkıntılar oldu mu?

Geçmişte mesleki anlamda daha önce de anlattığım gibi SSK reçetelerinin serbest eczanelere devrinden sonra oluşan süreç ve fiyat düşüşlerinin sektör bileşenlerine olan olumsuz etkisi, doğal olarak başta eczacılarımızı, tedarikçilerimizi ve dolaylı olarak da bizleri gerçekten yordu. Geçiş dönemindeki süreçten kaynaklı zorluklar sektörde belli dönemlerde belirsizliğe yol açsa da, sektör bileşenlerinin ortak hareketi ile kısmen aşılmış oldu.

Sektörümüzün önündeki zorlu süreç tabii ki sonlanmış değil. Gelecekte bu ya da buna benzer daha hafif sıkıntılar mutlaka olacaktır. Hiç bir sektörde sıfır sorunla iş yapılmıyor. Bizim sıkıntılarımız da bu ölçekte aşılabilecek sıkıntılar olacaktır tabii ki. Yeter ki sektör bileşenlerimiz bu sorunlar karşısında tek vücut olabilsinler.

Türk ilaç sektörünün bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorusunuz?

Türk ilaç sektörü son 6 yıldır aslında sürekli bir değişimin içinde. SSK reçetelerinin serbest eczaneler tarafından karşılanıyor olmasından bu yana, ilaç sektöründe ciddi bir kabuk değişimi yaşandı ve yaşanmaya da devam ediyor. Fakat bu süreç tüm sektör paydaşlarında sancılı bir dönemin yaşanmasına neden oldu. Her geçen yılda taşlar biraz daha yerine oturdu ama sektörün bu değişim sürecini tamamlamasının biraz daha zaman alacağı aşikar.

Sektör, ilaç firmalarından, ilaç deposu ve eczacısına kadar kurumun geri ödemesine paralel bir şekilde tüm yöntem ve satış kurallarını belirlemek zorunda kaldı. Kurum, son 5 yıldır periyodik bir şekilde sapma göstermeden ödeme sistemini ortalama 90 gün üzerine göre kurguladı ve ilaç bütçesinde açık vermesine rağmen bu istikrarlı ödeme şeklini koruyabildi. İlaç firmaları da bir çok ürününün satış vadesini 90 güne çıkararak veya çekerek, kurumun geri ödemesine sadık kaldı. Gelişmiş ülkelerde yıllık ilaç pazarı ortalama %6-%7 civarında bir büyüme gösterirken, bizim ülkemizde pazarın iki haneli ve % 20'lere yakın bir oranda büyümesi, bütçe uygulama talimatı gereği, ilacın parasını % 95 oranında ödeyen devletin önlem almasına ve fiyat düşüşlerini hayat geçirmesine sebebiyet verdi.

Bu tabii ki sektör paydaşlarına olumsuz yansıyarak ciroların düşmesine ve sektördeki karın daha aşağı çekilmesine neden oldu. Çok canlı, istihdamı yüksek ve yaşam standardı ortalamanın üstünde bir çalışan kitlesine sahip bir sektörde iş yaptığımız için şanslı olduğumuz düşünülebilir. Fakat ileriki süreçte bu tarz olumsuzluklar da yaşanmaya devam ederse, bu şansımızın bir nebze azalabileceği ve olumsuz etkilenebileceğinden bahsedilebilir.

Geçen yıl şubenizde verdiğimiz “Telefon Sihirbazları Eğitimi” hakkında neler söylemek istersiniz?

Aslında satış ekibimizi geçmiş süreçte bir çok eğitimden geçirdik. Fakat "Telefon Sihirbazları Eğitimi" diğerlerinden farklı bir yöne sahip. İlaç depoculuğunun satış gerçeğine yani pratiğe uygun bir eğitim olması onu farklı kılma nedenlerinden en önemlisi. Aslında bu sadece benim kişisel görüşüm değil. Bu eğitime katılan satış ekibimizden elde ettiğimiz geri bildirimlerin de düşüncelerimizi desteklemesi, yapılan işin ne kadar doğru ve anlamlı olduğunu ispatlıyor.
 
AstraZeneca' nın işbirliği temelinde çalıştığı depolara bu eğitimi gönüllü bir şekilde vermesini çok anlamlı ve değerli buluyorum. Burdaki amaç bence karşılıklı çıkarların korunması ve tüm sektör bileşenlerinin sağlıklı bir şekilde geleceğe kalmasıdır. Bilgi ve birikim daha çok şeyi görmemizi ve farklı bakmamızı sağlar. Eğitimlerin şirketimizin ve çalışanlarımızın gelişimi ve geleceğe kalmaları açısından çok önemli olduğu düşüncesindeyim. Telefon sihirbazları eğitiminin devamının sağlanması ve bir sonraki aşamaya taşınması, sektörümüzün geleceği ve satış kalitesi açısından çok önemli.

Ecza depoculuğunun geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Türkiye'deki ilaç depoculuğunun, ilacın eczacıya ulaşımında şu anda dünyada en hızlı hizmet yapısına sahip olduğunu söyleyebilirim. Biz Hedef Alliance olarak Türkiye'deki en uzak eczaneye iki saat uzaklıkta bulunmaktayız. Eczaneyi ve eczacıyı ziyaret etme kültürü, ilacın eczacıya en fazla iki saat uzaklıkta olma gerçeği ve eczacının sosyal yaşamının bir parçası olma anlayışı Hedef Alliance ile birlikte başladı diyebilirim. "Hizmette Sınırın Ötesi" sloganı ile bu hizmet anlayışı geliştirilirken ve sürdürülürken tabii ki gelecekteki ilaç depoculuğunun daha farklı ve sürece uygun değişim göstermesi kaçınılmaz.
 
Bence ilaç depoculuğu gelecekte salt ilacın eczacıya en kısa sürede ulaşması anlayışından öte, gelecekte eczacının gereksinimleri ve beklentileri doğrultusunda gelişerek değişime uğrayacaktır. Gelecekte depoculuk lojistik faaliyet dışında, eczacının her açıdan danışmanlığını yapacak ve sosyal yaşamının bir parçası olacak kurumsal bir faaliyet haline dönüşmek zorunda kalacaktır. Danışmanlık hizmetini eczacı ile birlikte 360 derece işbirliği temelinde, eczanenin geleceğe kalması anlayışıyla yapmaya çalışacaktır. Tedarikçisi ile daha şeffaf bir iş birliği anlayışı gelişecektir.
 
Depocu gelecekte eczanede olmak ve yaşamının büyük bir kısmını eczacının ve tedarikçisinin yanında geçirmek zorundadır. Bu olmazsa olmazlar arasında her zaman yerini koruyacaktır. Depoculuk kendini geleceğe taşırken, her türlü teknik yapı değişikliğine rağmen, insan faktörünü her zaman ön planda tutarak, tedarikçisinin ve eczacısının sosyal yaşamının bir parçası olmaya devam edecektir.

Hobileriniz nelerdir?

Briç oynamak, masa tenisi oynamak, müzikle ilgilenmek ve dinlemek hobilerim arasında ilk yerleri alır. Tabii ki bu hobilerin uygulanması için yeterli zamana ihtiyacınız var. Zamanın ve günün 24 saatinin yeterli olmadığı çok canlı bir sektörde çalıştığımızı unutmamamız gerekiyor. Etnik müzik, özellikle halk ve klasik müzik dinlemeyi severim. Profesyonel olmasa da saz ve gitar gibi müzik aletlerini çalarım. Zaman buldukça kitap okumaya gayret gösteririm. Sinema ve tiyatro gibi etkinliklere genelde eşim ve çocuklarımla gitmeyi tercih ederim. Bu anlamda evcil bir yapıya sahip olduğum söylenebilir.

Şube olarak yaptığınız sosyal aktiviteleriniz var mı?

Biz İstanbul Hedef olarak, tüm çalışanlarımız ve aileleri ile birlikte geleneksel hale getirmiş olduğumuz piknik etkinliğimizi her yıl düzenleriz. Dönem dönem çalışanlarımızla yemekli toplantılar düzenler ve spor aktiviteleri ile çalışanlarımızı iş yaşamının dışında farklı sosyal etkinliklere dahil ederek bir nebze de olsa rahatlatmaya çalışırız. Eczacılarımızla her yıl bir veya iki kez, yurt içi veya yurt dışı geziler düzenler ve onlarla birlikte daha fazla zaman geçirmeye ve onları daha yakından tanımaya çalışırız. Eczacılarımızın da bizi çok daha yakından tanıma fırsatı bulabildiği bu geziler, eczacının sosyal yaşamının bir parçası olma anlayışımızı pekiştirmektedir.
 
Şubenizde hangi aralıklarla toplantı yapıyorsunuz ve sizce ideal  toplantı nasıl olmalıdır?

1. Süre ve zamanlama açısından; Şubemizde toplantılar düzenli bir şekilde, gündem maddeleri önceden belirlenerek yapılır ve zaman dilimleri önceden belirlenir. Genelde zaman planlamasına sadık kalınır. Bazı toplantılarımızın takvimleri yıl başında bütçe gibi bir yıllık planlanır ve bu plana sadık kalınmaya çalışılır. Öngörülemeyen veya olağan dışı durumlarda toplantı tarihleri ve zamanlaması değişebiliyor. Şubemizde planlı toplantı kültürü genelde  oturmuş durumdadır. Olağan durumlar dışında gelişen plansız toplantılarda zaman planlamasını, toplantının önem ve derecesine göre genelde ben belirlerim.Yapılan tüm toplantılarımızın sonuçları kayıt altına alınır ve merkezi yönetimle paylaşılır. Genelde haftada iki ya da üç toplantı gerçekleştiririz. Bence gündem maddeleri doğru belirlenmiş, zamanı ve  planlaması iyi yapılmış ve doğru kararlar alınmış bir toplantı ideal bir toplantıdır.

2. Oda ve ekipmanlar açısından; Genelde toplantılarımızı büyük toplantı salonunda, görsel sunumlar kullanarak yapmaya gayret gösteririz. Böyle daha anlaşılır ve etkileyici olduğunu düşünüyorum. Toplantı gerçeği bir kültürdür, kurumsal işletmelerde mutlak uygulanması gereken sonuç ve karar alma işletim anlayışıdır.

Çalışan motivasyonunun işe olan katkısı hakkında neler söylemek istersiniz?

Çalışan motivasyonunun, iş sonuçları açısından kesinlikle çok önemli olduğu düşüncesindeyim. Çalışanda motivasyonun sağlanması ve yeni motivasyon tekniklerinin geliştirilmesi, kurumsal şirketlerde her zaman arayış nedeni olmuştur. Performans ölçme ve değerlendirme kriterlerinde genelde iyi ve kötü sonuç arasındaki farkın büyük bir kısmının motivasyondan kaynaklandığı görülmektedir.

Bizim şubemizde genel motivasyonu geliştirme  uygulamaları dışında, kişiye göre motivasyonu artırma yöntemleri  uygulanır. Tabii ki genel motivasyon tekniklerinin yeterli gelmediği noktalarda kişi bazlı yaklaşımlar devreye girer. Kişiye yönelik motivasyonu artırma yöntemlerinden daha iyi bir sonuç elde ettiğimiz bir gerçek.